Ataturk Diyorki

Milli benliğe uzanacak her eli şiddetle kırdığımız, önüne dikilecek her perdeyi derhal devirdiğimiz gün, hakiki kurtuluşa yetişmiş olacağız. (1923)

Çamdalı

Almus Baraj Gölünün sol sahil şeridinin üzerinde yer alan Çamdalı Köyü ilçemizde en yoğun şekilde dışarıya göç veren yerleşim birimlerimizdendir. Doğusunda Duruder Köyü, Batısında Oğulbel Köyü, Güneyinde Almus Baraj Gölü Kuzeyinde Reşadiye İlçesinin Darıdere Köyü bulunmaktadır.Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.Köyde 2 derslikli bir ilköğretim okulu vardır ancak öğrenci olmayışından  dolayı okul kapalıdır

ÇAMDALI KÖYÜNÜN TARİHÇESİ ve KISACA SÜLALELER HAKKINDA BİLGİ 

Elimizde kesin ve resmi belgeler olmamakla birlikte, Çamdalı köyünün geçmişi yaklaşık 500 seneyi bulmaktadır. Köyün ilk sakinleri Rumlar ve diğer gayrimüslimlerden oluşmaktaymış.  

1700 lü yılların başında Sivas’ın Karlı köyünde yaşamakta iken o bölgenin askeri birliğinin  komutanının kızını kaçıran BIYIK’ın Çamdalı köyüne gelerek şimdiki Çaytarla'ya yerleşmesiyle Çamdalı köyünün şimdiki sülalelerinin oluşumu başlamıştır. 

Köye yerleştikten sonra BIYIK’ın 3 tane oğlu olduğu bilinir. Bunlar:

  • Molla     ( Kemalgil, İbilgil, Çavuşgil,  Metenatgil, Biştikgil)
  • Hüseyin ( Şimdiki Bıyıklıgil sülalesidir. Salmangil, Hacıgil, Şekirgil vd.)
  • Sarı Veli ( Atçı Mehmet, Coruk, Kulak, Ağkanat vd)

Köyümüzün  kuruluşunu ve köy oluşumunu  sağlayan kişiler Bıyık ve özellikle  oğullarıdır. Bunlardan Molla özellikle öne çıkmış, şu anda Durudere köyü ile sınırımızda kalan Gölgeci bölgesinde çiftlik kurmuş, profesyonel denebilecek çapta  hayvancılık yapmış, tarım ve tütüncülükle uğraşmıştır.  Bu sayede köyde ekonomik gelişme başlamış, bu vesile ile  de köyün dışarıdan göç almasını sağlmıştır.
Köyümüz,üstte belirtilen şekilde veya  dönemin sosyo ekonomik koşullardan kaynakladığını tahmin ettiğimiz sebeplerden ötürü özellikle 1800 lü yıllada göç almaya başlamıştır.. BIYIK ve oğulları ile Sarıgil sülalesi dışındaki aşağıda belirtilen bütün sülaleler bu dönemde köye yerleşenlerden oluşmuştur. 
Bu göçlerin sonucunda bir dönem şimdiki Gümele önü köyü sınırları içinde kalan Tereğin önü diye anılan yerde de yaşamış olan atalarımız, 1800 ün ortalarında özellikle Çerkezlerin bölgeye gelişi ve Yeni Çeri Ocağının kapatılması sonrasında Tozanlı vadisinden yukarılara çıkarak  şu anki yerine  yerleşerek köyümüzün şimdiki halini almasını sağlamışlardır.
Dönemin koşullarından, örf- adet, gelenek- görenek ve dini sebeplerden  kaynaklı olarak Çamdalı köyü kendi içine kapanık halde yaşamış olup, genelde kız alıp vermeler köyün dışına çıkmamıştır. Bu da köyün tamamının birbiriyle sıkı bir akrabalık bağı ile bağlanmasına neden olmuştur.  Yine de köy  belli başlı sülalelere ayrılmıştır. Bunlardan bazıları:

  • Sarıgil; (Ağkulağın Salih, Göğ Durmuş, Aliağa, Kökçigil, Tokuçgil, Ğöğ Ali, Cimbili)   Köyün yerlisi, yani BIYIK köye yerleştiğinde Sarıgil sülalesinin dedelerinin o zamanlar köy de ikamet ettiği rivayettir.
  • Sayıtlar; (Kasımgil, Cumbulugil, Ahmetgil, Kervangil, Ellezgil) kesin bilgi olmamakla birlikte Elpit (Armutalan Köyü) den, bir rivayete göre de Zuğru (Oğulbey köyünden) den gelmişlerdir.
  • Musagil;  (Kör veli, Göğ Cuma, Kumaş Ali) Mezeden gelmişlerdir.
  • Alıbazgil; (Çilali, Kamerin oğlu, Memüdük) Çat tan  geşlmişlerdir. Mollanın damatıdır.
  • Kederaligil  Dönekse köyünden gelmişlerdir. Mollanın üvey oğludur.
  • Hallöğgil-aptugil; (Toskasali, Kel Hüseyin, Kütük İsmail, Hamut Hüseyin ve kardeşleri ) Tomaradan gelmişlerdir. Ayrıca Tunceli’den geldikleri de rivayet edilmektedir.  Molla nın Damatıdır.
  • Davutgil; (Sali dede, Haydar dede) Gökköyü’nden gelmişlerdir
  • İmamgil; Kargı köyünden gelmişlerdir.
  • Dedegil; Tekke köyünden gelmişlerdir.

Bu şekilde anılan veya bilinen sülaleler zamanla  büyüyerek özellikle savaş dönemleri ve depremlerin bitmesiyle (özellikle 1877-1922 arasında neredeyse köyümüz erkeklerinin tamamına yakını bu dönemde yaşanan savaşlarda ya şehit olmuş yada esir düşmüşlerdir. Bu sebepten ötürü o dönem nüfus artış hızı yavaşlamıştır. Daha sonra da 39 depremi diye bilinen depremde köyün yaklaşık 1/3 ü ölmüştür. Bundan kaynaklı köyümüz 1800 lerin sonlarından  1950 lere kadar ekonomik açıdan oldukça sıkıntılar içinde yaşamışlardır.) şu anda köylümüzün  yaklaşık 500-600 aileden oluştuğu ve  köyümüzün nüfusuna kayıtlı 2.750 kişi yaşadığı, bu nüfusun 150 sinin sürekli olarak köyde ikamet ettiği, yine yaklaşık olarak 100 kişinin Ankara da, 2.500 kişinin de  İstanbul da yaşadığı tahmin edilmektedir.

Son yıllarda yaz aylarında  köyün nüfusu 500 e ulaşmaktadır. Bu sayı her sene bir önceki yıla göre artış göstermektedir.

Emekli sayısı arttıkça köyümüzde sürekli ikamet edenlerin sayısının da her geçen gün arttığı gözlenmektedir.

Köyümüzün evvelce ismi Mineğer di. Bu  1964 yılında değişmiş ve Türkçe isim verilerek Çamdalı adını almıştır. İlk isminden de anlaşılacağı üzere köyümüzde evvelce ağırlıkla Rumlar yaşamış ve zaman içerisinde özellikle son ikiyüz yıl içirisinde köyü terk etmişlerdir. En son olarak ta birinci dünya savaşı sonrası son kalan iki aile de köyü terk etmişler ve bununla birlikte köyümüzde gayrimüslim kalmamıştır.

Köylümüzün yüksek ihtimalle çoğunluğunun Türkmen ve Kırgız kökenli olduğunu düşünmekteyiz. Özellikle 1400 lerin başlarında Timur'un Yıldırım Bayazit'i Ankara Savaşında yenmesi sonucu Anadoluya gelen Türkmenler ve Kırgız lardan olduğu veya genellikle köylümüz sivas dolaylarından geldiklerinden, Safavi devleti kurulunca Anadoluya gelen Hoca Ahmet YESEVİ tarikatı mensubu Türkmen ve Kırgızlardan olduğu düşünülmektedir.

Köyümüzün Rakımı: 1200,  Yaylamızın Rakımı: 1650, Dünek Zirvesinin Rakımı: 1800 dür.

Almus baraj gölünün sol sahil şeridinin üzerinde yer alan köyümüzün; doğusunda Durudere Köyü (Filtise), Batısında Dikili kasabası (Tiyeri), Güneyinde Almus baraj gölü, Kuzeyinde Reşadiye İlçesinin Darıdere Köyü bulunmaktadır. 

Köyümüzün merkezinin dışında Kovukkaya, Kurucaoluk, Değirmenin dere, Eski ağıl gibi küçük mahalleleri de bulunmaktadır.

Köyümüz ve köylümüzün ekonomik durumu ve gelir kaynakları

Evvelce tek geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan köyümüzün, halihazırda yaşayan bireylerinin küçük bir kısmı yine  geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadırlar.  

Şu anda yoğunlukla köyde ikamet edenler İstanbul ve Ankara ya evvelce göç etmiş ve buralarda emekli olduktan sonra köye tekrar dönerek yaşamlarına burada devam edenlerden oluştuğundan gelirleri ağırlıkla emekli maaşlarıdır.
Ayrıca bir kısım köylümüz de geçimlerini İstanbuldaki yakınlarının katkıları ile sağlamaktadırlar. 

Köyümüzde son zamanlarda arıcılık gelişme göstermiş, birkaç aile de bu işle ciddi bir şekilde uğraşmakta ve bu şekilde geçimlerini sağlamaktadırlar. 

Köyümüzde ceviz ve kuşburnu yetiştirmek için bir çok köylümüz gerekli adımları atarak fidan dikimini özellikle son birkaç yıl içinde gerçekleştirmişlerdir. Bu da köyümüze ve köylümüze ileride önemli bir gelir kaynağı oluşturacaktır. 

Çamdalı Köyü sosyal ve ekonomik nedenlerden kaynaklı olarak Almus ilçesinin en yoğun şekilde dışarıya göç veren köylerinden biridir. Fakat, üstte de belirttiğimiz gibi çoğunlukla emekli olanlar köyde yaşamayı tercih etmektedirler.
Biliyoruz ki özellikle imkanı olanlar ile ailevi veya çeşitli sebeplerle (özellikle ekonomik) şehirde yaşamak zorunda olmayanlar köyü tercih edeceklerdir. 

Köyümüzde doğal ve sağlıklı yaşam kalitesinin yüksek oluşu, özellikle köyde doğmuş olanların köye aidiyet bağlarının güçlü oluşu, köylümüzün gerekli olanakları sağlayınca köyde yaşamayı tercih etmelerinin diğer sebeplerini oluşturmaktadır. 

Şehirde yaşayaan Köylümüzün iş , meslek ve gelir durumu
 

Köylümüz şehre özellikle 1950 den sonra (özellikle İstanbul a) sadece mevsimlik çalışmak üzere gitmiştir. Bu sebeple mevsimlik işçiliğe en uygun iş olan simitçiliği tercih etmişlerdir. Zamanla şehre göçün başlamasıyla birlikte daha kalıcı işler tercih edilmiştir. Ancak simitçilik hala bir çok ailenin gelir kaynağıdır. Hatta bunu geliştirerek simit fırını, simit evi ve Simit evleri olan köylülerimiz bulunmaktadır.

Ayrıca şehir hayatıyla birlikte tekstil ve konfeksiyon sektörü de köylümüzün yoğunlukla tercih ettiği işlerden olmuştur. Özellikle kot ve spor giyim üretiminde söz sahibi olacak düzeye ulaşmışlardır.

Bunun dışında gıda toptancılarımız, avukatlarımız, doktorlarımız, öğretmenlerimiz, mütahitlerimiz, matbaacılarımız, ithalatçı-ihracatçılarımız ve gümrükl müşavirlerimiz  sektörlerinde adlarını duyurmuşlardır.  

Şehir hayatına zamanla adapte olan köylümüz özellikle ikinci ve üçüncü kuşakta eğitim seviyesini de yükseltmiş ve bir çok dalda mezunlar yetişmiş ve çalışma ve iş hayatına devam etmektedirler.
 

 

 

                                  

 KOYUN YÜZÜ(SAYA GEZMEK)

Anadolu Türkmen geleneği olarak bilinen Koyun yüzü;saya gezmek,  davar yüzü, deve yüzü gibi çeşitli adlarla Anadolu’nun bir çok yörelerinde oynanan geleneksel bir oyun çeşididir.
Koyun yüzü; koyunların gebelik süresinin 100. gününde kuzuların tüylendiğine ve ana karnında canlandığı gün olarak kabul edilen zamanda yapılır.  Asıl amaç bu durum gözükse de aslında zamanla dinsel nitelik kazanarak günümüze kadar gelmiştir. Özellikle eski Türklerde Gök tanrı(Tengri) ülgen ile toprak tanrısının buluşmasını simgeler. Bu durum İslamiyet e  geçildikten sonra Hızır ile İlyasın buluşması ile aynı aya denk gelmesi ilginç bir tesadüf değildir ve birbirleriyle benzerlikler içermektedir.
Özellikle Sivas-Tokat ve köyümüzde koyun yüzü; kötülükleri kovmak, yeni bir yıla başlanması ile birlikte bolluk ve bereket için dualar edilir.Eğlenceler düzenlenerek  amatör bir tiyatro şeklinde icra edilir.

Koyun yüzünde; köyün genç erkekleri kadın elbiseleri giyerler(gelinler) ve içlerinden en yaşlılarını da önder olarak kabul ederler(Kahya). Koyun yüzüne katılanlardan birinin yüzüne soba kurumu ve ya ona benzer kara çalınır (Cıbır, Arap) birkaç kişiye de tavşan kulağı yapılarak yüzüne un çalınır (kuzular). Bir diğer kişiye de üzerini minder ile kaplayarak hortlağa yada ayıya benzetilmek suretiyle (Koca) oyundaki yerini alması sağlanır.

Günümüze kadar gelen ve yok olmaya yüz tutmuş bu geleneğimizde her bir figürün bir anlamı vardır. Bu figürler Ak-kara ile iyilik ile kötülüğün çatışmasını simgeler.KARA(siyah):Kötülüğü ve Kış  ayını(kıtlık ve bereketin az olduğu ay) Ak(beyez)    :İyiliği, bolluğu ve yaz ayını(bolluk ve bereket ayı) simgeler.

Yüzü siyaha boyanmış gencin arkasında köyün çocukları dolaşarak kapı kapı gezerler. Her kapıya uğradıktan sonra geçmiş yılın hasadından toplanan hububatlardan, yağ, tuz ve para toplayarak akşam eğlencesi için hazırlık yapılır.
Her kapıya gelindiğinde maniler söylenir para ve hediye verenlere güzel sözler söylenerek eğlenceye renk katılırdı.   

Hey hayadan hayadan   
Yılan akmaz kayadan   
Açlığımızdan susuzluğumuzdan gelmedik  
Adeti var sayadan   

Ey humudu humudu  
Ayran değil su muydu 
Keza kaza söylenen  
Salih ağanın konağı bumuydu(kimin evine gidilirse onun ismi söylenir)

Daha sonra köyden bir genç, kızlardan birini kaçırır. Kızları koruyan cıbır kızı bulur. Kız bulunduktan sonra da büyük bir coşkuyla eğlenceye başlanır.

Kızın kaçırılması kötülüğü, uğursuzluğu, yoksulluğu ve kıtlığı simgeler. Kızın kurtarılmasıysa, hep birlikte kötülüğün yenilmesi, bolluk ve bereketin geleceğini simgeler.
Köyden toplanan malzemelerle büyük bir eğlence yapılır. Kötülükler kovulur yeni yıl için yeni dilekler dilenir.

 

Çamdalı Dernek Başkanının 2011 yılında yayınladığı mesaj:

 

Değerli üyelerimiz,
Genel kurulumuzda 2010-2012 dönemi için sizlere hizmet edebilme fırsatını bana ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma tanıdığınız için hepinize teşekkür ederim.
Kuruluşundan bu yana derneğimize emeği geçen, Çamdalı Köyü dostlarına,  üyelerimize, geçmiş dönem yönetim kurulu üyeleri ve başkanlarımıza emek ve katkılarından dolayı teşekkürlerimi arz ediyorum. 

Sizi temin ederim ki, derneğimizi her platformda şahsım ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımızla Çamdalı Köyüne yakışır bir şekilde temsil edeceğiz.

Bu dönem eğitime ve kültürel aktivitelere daha çok ağırlık vereceğiz. 
Önceliğimiz İstanbul'da Çamdalı Köyü Dayanışma Derneği KÜLTÜR EVİ ni bir an evvel hayata geçirmek olacaktır.  Bu doğrultuda geziler, tiyatrolar, geceler ve konserler tertipleyerek hem üyelerimizin ve gençlerimizin kaynaşmasını sağlayacak, hem de Kültür Evi için kaynak yaratmış olacağız.
Köyümüzle ilgili  önceki dönemden kalmış olan işler tamamlayacağız. Ayrıca çeşmelerin ihalelerinden elde edilen gelirle köye parke taşı döşenmesi işini ve yaylaya çeşme yapmayı planlamaktayız. 
 
Bu dönemi  hep birlikte bol aktiviteyle  geçirebilmek ve derneğimizi amaçları doğrultusunda daha iyi bir noktaya taşımak için bütün üyelerimizin destek ve katkılarını her zaman olduğu gibi  esirgemeyeceğini düşünüyorum.

Hepinize, sağlıklı, mutlu ve bol kazançlı günler diliyorum.

Saygılarımla,
Murat ÖZDEMİR
Çamdalı Köyü Dayanışma Derneği
2010-2012 Dönemi Başkanı

 

Not: Bu sayfadaki bilgiler www.camdali.com adresinden alınmıştır.

Share this post

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile